Kısa Çalışma Ödeneği Alan Kişi Tam Zamanlı Çalışabilir mi?

İşverenin kısa bir çalışma süresi içinde tam zamanlı bir çalışanı işe alması yasaya aykırıdır. Normal olarak, haftalık çalışma süresi 3’te en az 1 oranında azaldığında ve kısa süreli uygulandığında, işveren çalışma süresinin sosyal güvenlik primlerini ödemek ve ücreti bankaya ödemek zorundadır. Mini istihdam paketi ile kısa süreli istihdam ve işten çıkarılma yasağı bir ay uzatıldı. İşveren bu süre zarfında ücretsiz izin için başvurabilir. Ödenmemiş izni olan bir çalışan hiçbir şekilde istihdam edilemez.

salgın sırasında, yaklaşık 3.5 milyon insan kısa zamanlı çalışıyor.

Kısa bir çalışma döneminde sosyal güvenlik primlerinin ödenmemesi, emekliliği yaklaşan ancak prim günü eksik olan kişilerin emeklilik tarihini geciktirebilir. Prim gününü tamamlayanların emeklilik tarihinde gecikme yoktur.

Aslında kısa süreli bir işte çalıştınız ve bunu kanıtlayabilirseniz, iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilirsiniz. Bu durumda, kıdem tazminatınızı talep ederek işinizden ayrılabilirsiniz. Ancak, bu hakkı kullanırken, iş sözleşmesini noter aracılığıyla feshetmek yararlıdır. Uyarı mektubunda, kısa süreli çalışmaya maruz kaldığınız veya ücretsiz izinli olduğunuz dönemde istihdam edildiğinizi, ücretlerinizin ödenmediğini ve sosyal güvenlik priminin ödenmediğini vurgulayarak, çalışanın iş sözleşmesini feshetmesine izin veren İş Kanununun 24.maddesinin birinci fıkrasının ikinci fıkrası. Alt paragrafta sona erdiğinizi vurgulamalısınız.

Sosyal güvenlik katkılarınızın mahkeme yoluyla ödenmesini talep edebilirsiniz. İşverenin retrospektif prim ödemesine Rıza göstermesi, kısa süreli istihdam sırasında yasalara aykırı davrandığını kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle, kendi özgür iradesiyle prim ödemeye istekli olmayacaktır.

ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEK KİŞİ EMEKLİLİK DİLEKÇESİNİ NE ZAMAN SUNMALIDIR?

Emeklilik dilekçesi ne zaman verilmeli? Emekli maaşı alırken tekrar sigortalı ve maaşlı bir işte çalışmak mümkün müdür?

Emekli maaşını aldıktan sonra aynı işyerinde sosyal güvenlik destek primi (SGDP) ödeyerek çalışmaya devam edecek kişilerin önce sosyal güvenlik merkezine veya il Müdürlüğüne başvurmaları ve ne zaman emekli olacakları hakkında yazılı bilgi istemeleri gerekir. Bu mektubu aldıktan sonra, işverene emekli maaşı alacağınızı ve tekrar çalışmaya devam edeceğinizi bildirmelisiniz. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra, işveren ayın son gününde işten çıkar. Emeklilik dilekçenizi işverenin imzaladığı gün SGK’ya teslim etmelisiniz. İşveren, SGDP’YE tabi bir çalışan olarak, ertesi gün yeniden giriş işleminizi gerçekleştirir. Böylece, çıkış-giriş süreci herhangi bir boşluk veya çakışma olmadan tamamlanır. Emeklilik maaşı da 1 Eylül’den itibaren geçerlidir.

SSK ve BAĞ-KUR üyeleri için, başvuru tarihini takip eden ayın başından itibaren geçerli olmak üzere emeklilik maaşı verilir. Örneğin, 1 Temmuz-31 Temmuz tarihleri arasında emeklilik dilekçesi sunanlar 1 ağustos’tan itibaren başlayacak. Yukarıda açıkladığım konu, emeklilikten sonra aynı yerde çalışmaya devam edecek kişiler için geçerlidir.

Emeklilikten sonra çalışmayı bırakan veya daha sonra başka bir işte çalışacak olan kişiler, doğum tarihinden itibaren yaşın tamamlandığı tarihten itibaren Ayın herhangi bir gününde bir dilekçe sunabilirler.

2002 YILINDA SİGORTAYA GİRENLER 3600 GÜN İÇİNDE ÜST DÜZEY TAZMİNAT ALABİLİR Mİ?

Sigortam 17 yıl önce başladı. Pandemi nedeniyle işe başlayamadım. Bir haftalık izinde kullandım, sonra işveren kısa süreli bir iş ödeneği için başvurdu. 3600 günlük primim var. İşten ayrılıp kıdem tazminatımı alabilir miyim?

İş Kanununa tabi çalışanların, kamuoyunda bilinen 15 yıllık sigorta için 3600 prim günü ile kıdem tazminatı alabilmeleri için, ilk sigortalının 8 Eylül 1999’dan önce çalışmaya başlaması gerekir. 8 Eylül 1999’dan sonra çalışmaya başlayan tüm kadın ve erkek çalışanlar, sigorta başvurusunda bulunmadan 25 yıllık Sigorta ve 4500 prim günü veya en az 7000 prim günü tamamlamış olmalıdır. Sigorta girişiniz 2003 yılında olduğu için, henüz her iki koşulu da yerine getiremezsiniz. Bu durumda, gönüllü olarak ayrılamaz ve kıdem tazminatınızı alamazsınız.

Boşanırken Mal Paylaşımı

Boşanma sürecinde mal paylaşımı mahkemenin kesin boşanma kararını verdikten sonra kural olarak evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların eşit şekilde paylaşılması esasına dayanmaktadır.
4721 Sayılı Medeni Kanuna göre 01.01.2002 tarihinden itibaren taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça; boşanma halinde edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerinin yasal mal rejimi olarak uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu kanuna göre eşler diğer eşin evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal niteliğindeki mallarının yarısının değeri üzerinde hak sahibi olup (istisnalar hariç) mallar yarı yarıya paylaştırılacaktır.
Medeni Kanuna göre mal paylaşımı konusunda 01.01.2002 tarihinden önceki dönemdeki hukuki kurallar ile 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemdeki hukuki kurallar farklıdır.
01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal olarak mal ayrılığı rejimi geçerli olup 01.01.2002 den sonra edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmuştur. 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerli olup eşler birbirinin aldığı mal varlığına katkıda bulunmuşsa katkı payı alacağı talep edebilir ve katkı payı alacağı davası açabilir. 01.01.2002 tarihinden sonra eşler sözleşme ile özellikle başka bir mal rejimini seçmemiş ise eşler arasında bu tarihten sonra edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaktadır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşler birbirinin malları üzerinde yarı yarıya hak sahibi olup katılma alacağı davası olarak her bir eş dava açabilmektedir. Katılma alacağı davası uygulamada boşanma davası ile birlikte veya ayrı olarak açılabilmekte ancak boşanma davası mal paylaşımı davası yönünden bekletici mesele yapılmaktadır.
KANUNDA EŞLERİN EDİNİLMİŞ MALLARI OLARAK
-Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
-Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
-Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
-Kişisel mallarının gelirleri, edinilmiş malların yerine geçen değerlerdir.

Boşanma

KANUNDA EŞLERİN KİŞİSEL MALI OLARAK
-Eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşya,
-mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevî tazminat alacakları, kişisel mallar yerine geçen değerlerdir.

Evlilik sırasındada eşlerden birine kalan miras kendisine miras kalan eşin kişisel malı olur. Boşanma halinde diğer eş mal paylaşımı sırasında miras kalan mal üzerinde hiçbir hak talep edemez. Fakat miras kalan mal nedeniyle elde edilen gelirler örneğin miras kalan taşınmazın kira geliri edinilmiş mal sayılır ve diğer eş mal paylaşımında evlilik sırasında elde edilen gelirlerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Evlilik sırasında bağışlanan parasal değeri olan her şey bağışlanan eşin kişisel malı sayılır. Diğer eş mal paylaşımı sırasında bağışlanan mal üzerinde hiçbir hak talep edemez. Fakat bu malların evlilik içinde elde edilen kira ve faiz gelirleri edinilmiş mal sayılır ve diğer eş mal paylaşımında evlilik sırasında elde edilen gelirlerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Eşler evlilik birliği içerisinde sözleşme yaparak hangi malların kişisel mal hangi malların edinilmiş mal olduğunu serbestçe kararlaştırabilirler.
Evlilik birliği içerisinde elde edilen malların hepsi kural olarak edinilmiş mal kabul edilmektedir. Eşlerden biri bir malın kişisel mal olduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
ZAMANAŞIMI
Mal paylaşımı davası boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içerisinde açılması gerekir. 10 yıllık süre geçtikten sonra mal paylaşımı talebinde bulunulamaz.

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Mal paylaşımı davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise;
-Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermişse ölenin son ikametgah mahkemesi,
-Evlilik mahkemenin boşanma kararı ile sona ermişse veya devam eden bir boşanma davası varsa boşama davasına bakmaya yetkili olan mahkeme boşanma halinde mal paylaşımına da bakmaya yetkilidir.
-Bu iki durum harici bütün hallerde davalı eşin ikametgah aile mahkemesi boşanmada mal paylaşımı davasına bakmaya yetkilidir.

Zina nedeniyle boşanma kararı verilmesinde kusurlu eşin katılma alacağı tamamen ortadan kaldırılabilir veya hakkaniyete uygun oranda azaltılabilir. Ancak eşlerin katkı payı zina nedeniyle ortadan kaldırılamaz.