Nikah mı? Sözleşme mi?

Nikâhta Selamet, Sözleşmede Merhamet Var!
Zaman zaman müvekkillerimizden ve hukuki danışmanlık hizmeti almak isteyen kişilerden evlilik sözleşmesi yapmak istediklerine dair talepler alıyoruz.

Onlara ne tür bir sözleşme istediklerini sorduğumuzda, “Bazı şartlarımız var ve sözleşme altına alınmalarını istiyoruz. Taraflardan biri bu şartlara uymazsa, “boşanalım ve diğer taraf hiçbir şey isteyemeyecek” veya “bir gün boşanma olursa, aşağıdaki noktalar dahilinde gerçekleşsin” gibi taleplerini açıklarlar.

Böyle bir sözleşmenin mümkün olmadığını söylediğimizde, gazetelerde ve medyada böyle haberler gördüklerini ya da filmlerde ve dizilerde böyle şeyler gördüklerini söylüyorlar.

Türk Hukukunda Evlilik Sözleşmelerinin Mümkün olup olmadığını inceleyeceğiz.

Nikâh (Hayaller ve gerçekler):

Evlenmeden önce eşler evlilikle ilgili birçok hayal ve düşünceyi birbirleriyle paylaşır ve ortak kararlar almaya çalışırlar.

Öncelikle, düşüncelerini paylaşmak ya da düğün veya balayı için onların kaldıkları yerde akşam yemeği olmadan, isimleri ne olacak istedikleri de tekrar çocuk sahibi olup olmama gibi, kaç çocuk olacak mı düğün olacak evlilik, sonra yaşamak, nerede onlar evli alacak zaman rüyalarıma bile olabilir.

Bazen evlenmeden önce birbirlerine şartlar öne sürerler, söz de verebilirler.

Örneğin, eşlerden birinin evlendikten sonra sigarayı bırakacağına ya da bir daha alkol almayacağına söz verebilir ya da eşin evlendiğinde kapanacağı koşullar hakkında konuşmuş olabilirler.

Peki tüm bu ifadelerin hukuki niteliği nedir? Bu beyanları sözleşme şeklinde düzenlemek mümkün müdür? Yasal Düzen bu sözleşmeleri koruyor mu? Kısacası, bu sözleşmeler geçerli mi? Ceza ne tür bir sözleşme ile uyumlu değil mi?

Nedir Bu Evlilik Sözleşmesi?

Evlilik Sözleşmesi / foto ©

Özellikle yabancı filmlerde ve dizilerde, bazen (ilginç bir şekilde) yerli dizi ve filmlerde (senaryoya göre) “Evlilik Sözleşmesi” yapıldığını görüyoruz.

Bazen medyaya yansıyan sinema yıldızlarının evlilik sözleşmesi gereği boşanmalarında şaşırtıcı tazminatlar aldıklarını görüyoruz.

Bu evlilik sözleşmelerine göre taraflar kendi aralarında bazı evlilik şartları üzerinde anlaşmışlardır. Aralarında kararlaştırılan bu şartlara göre bir evlilik sözleşmesi yaptılar. Bu sözleşmelerin hükümleri ihlal edildiğinde, boşanma sözleşme koşulları altında gerçekleşir.

Örneğin, taraflardan biri diğerini aldatırsa, herhangi bir tazminat veya mal talep edemez.

Ya da henüz evlilik veya çocuk yokken boşanma olursa çocukların velayetinin anneye verileceğine dair bir sözleşme yapmışlardır.

Evlilik Sözleşmesi Yapmak Mümkün mü?

Türk Hukuk Sisteminde Evlilik Sözleşmesi Yapmak Mümkün müdür?

Devlet Egemenliği ilkesine uygun olarak, her devlet kendi hukukunu kendi yetki alanında bağımsız olarak uygular. Bu ilkenin bir sonucu, başka bir ülkenin yasasını uygulamak zorunda olmamasıdır.

Bazı yabancı hukuk sistemlerinde evlilik sözleşmesi yapmak mümkün olmakla birlikte, Türk Hukuk Sisteminde “evlilik sözleşmesi” yapmak mümkün değildir. Hukuk sistemimiz buna izin vermiyor.

TMK

Çünkü her şeyden önce evlilik, tarafların özgürce elden çıkarabileceği bir şey değildir. Tarafların anayasal ve diğer yasal düzenlemelerle korunan bir kurumda özgürce hareket etmeleri mümkün değildir.

Evlenmek için bir görevli önünde tören işlemleri yapan tarafların boşanmak için Aile Mahkemelerinde boşanma davası açmaları ve boşanma nedenlerini kanıtlamaları gerekir.

Tartışmasız boşanma davalarında bile tarafların boşanma konusunda anlaşmalarının yeterli olmadığı durumlarda mahkeme, tarafların boşanma konusundaki iradelerini özgürce ifade ettiklerini tespit etmeli ve boşanmaya ilişkin protokol ile eşler arasında düzenlenen boşanmanın sonuçlarının hakim tarafından onaylanması gerekmektedir. Yani taraflar hakimin onayına bağlı olarak boşanabilirler.

Sözleşme Özgürlüğüne Karşı Evlilik Sözleşmesi:

Kanunumuz Sözleşme Özgürlüğü ilkesini içermektedir. Bu, tarafların istedikleri herhangi bir konuda anlaşma yapabilecekleri anlamına gelir. Ancak, bunun sınırları vardır.

Bu sınırlar Türk Borçlar Kanunumuzda belirtilmiştir: “Sözleşmenin konusu,

  • Kanunun zorunlu hükümlerine aykırı olamaz,
  • Kamu düzenine aykırı olamaz,
  • Özlük Haklarına aykırı olamaz.
  • Sözleşmenin konusu imkansız olamaz.
  • Yargı ile bağlıdır.

Bu nedenle, eğer taraflar bir sözleşme hazırlanmış, bir noter şeklinde sözleşme hazırlanmış, hukukun emredici hükümlerine aykırı hükümler içeriyorsa, kişisel haklara aykırı hükümler içeriyorsa, sözleşmenin konusu imkansız ise, kamu düzenine aykırı hükümler içeriyorsa ya da varsa bile varsa, o sözleşme geçersiz olur. Böyle bir sözleşme kesinlikle geçersizdir. Herhangi bir yargıyı ifade edemez.

Evlilik Sözleşmesi Olsaydı Nasıl Olurdu?

Evlilik Sözleşmesi Örnekleri?

Bu açıklamalardan sonra, aşağıdaki örneklerde olduğu gibi, eşlerin kendi aralarında yaptıkları veya yazılı olarak düzenledikleri anlaşmalarla,

Eşlerin asla çocukları olmayacak.
Tarafların evlilik tarihinden itibaren 3 yıl süreyle çocukları olmayacaktır.
Herhangi bir nedenle boşanma halinde taraflar birbirlerine nafaka ödemeyecektir.
Tarafların ebeveynleri tarafların ortak ikametgahına gelemeyeceklerdir.
Evlendikten sonra karısı kapanacak.
Evlendikten sonra karısı türban takmayacak.
Evlilik yıl dönümünü unutan eş, diğer eşe ceza ödeyecek.
Doğum gününü kutlamayan eş, diğer eşe para cezası ödeyecek.
Hile durumunda hile yapan eş nafaka, tazminat, mal rejiminden doğan hiçbir hak ve alacak talebinde bulunamaz. Ayrıca diğer eşe tazminat ödeyecek.
Evlendikten sonra taraflar kesinlikle sigara içmeyecek. İçki içmesi halinde boşanma sebebi olarak kabul edilecek tazminat ve nafaka talep edemeyecektir.
Evlendikten sonra taraflar alkol almayacak. Alkol kullanılması halinde diğer eş için boşanma sebebi olarak değerlendirilecek ve alkol kullanan eş diğer eşe tazminat ödeyecektir.
Taraflar, tatili diğer eşin ebeveynleri veya akrabaları ile kutlamak zorunda değildir, bu nedenle ziyarete gitmek veya telefonla aramak zorunda kalmazlar.
Taraflar hiçbir koşulda boşanmayacaktır.
Bu beyanları yaparak sözleşme imzalamış olsalar bile, herhangi bir hukuki geçerliliği olmayacaktır.

Aslında, örnek maddeleri okurken, bazen güldüğünüzü ve bazen “neden olmasın” dediğinizi duyabiliyorum.

Ancak, hukuk sistemimiz böyle bir sözleşmeyi evlilik öncesi veya evlilik sırasında yapılmış olsun kabul etmemekte ve hükümsüz görmektedir.

Burada başka bir temel ilkeden bahsetmek istiyorum. Kanunumuzda “Doğmamış Bir Hakkı Beklemek Mümkün Değildir.” prensibine dahildir.

Örneğin kişi boşanma sırasında maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceğine dair bir taahhütte bulunursa, boşanma davası henüz açılmadığı için boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat hakkı doğmadığı için bu yöndeki feragat beyanı geçersizdir.

Aynı şekilde çocuk sahibi olmamak veya çocuk sayısını sınırlamak da özlük haklarının ihlali anlamına gelecektir.

Tüm bu nedenlerden dolayı eşlerin yukarıda belirtilen ve benzeri içeriklerle evlilik sözleşmesi yapmaları mümkün değildir. Ancak, böyle bir evlilik sözleşmesi yapılmışsa, geçerli değildir.

Evlilik Sözleşmesi Mahkemede Boşanma Zemini Olarak Gösterilebilir mi?

Birçok yazımızda da belirttiğimiz gibi boşanma türleri Türk Boşanma Kanunu’nda belirtilmiştir. Bu tiplerin dışında boşanmak mümkün değildir.

Örneğin, “mutlu olamam”, “elektrik alamıyorum”, “bu evliliğin heyecanı ya da aşk gitti” boşanma sebebi olamaz.

Aynı şekilde tarafların belirli bir konuda boşanma sebebi olarak karar vermeleri de mümkün değildir. Hakim, bir fiilin hatalı olup olmadığını, fiilin hatalı olup olmadığını, boşanma sebebi olup olmadığını belirler ve takdir eder.

Bu nedenle, eşlerden biri davalı tarafından imzalanmış bir sözleşme ile çıktı ve evlenmeden önce davalıyla anlaştık. Bu şartlara uymadığı için boşanmak istediğim için boşanma sebebi oluşturamaz. Mahkeme hakimi, söz konusu eylemin boşanmayı gerektiren suçlu bir eylem olup olmadığına karar verecektir.

Mülkiyet Rejimi Sözleşmesi Evlilik Sözleşmesinden Farklıdır.

Medyada ve Haberlerde Evlilik Sözleşmeleri:
İnternette “Evlilik Sözleşmesi” aradığımızda birçok makale ve habere rastlıyoruz.

Aslında “evlilik sözleşmesi” olarak sunulan sözleşmeler, “mülkiyet rejimi sözleşmesi” dediğimiz kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak eşlerin evlilik öncesi veya sonrasında birlikte imzalayabilecekleri Mülkiyet Rejimi Sözleşmelerinden başka bir şey değildir.

Ayrıca bazı meslektaşlarımızın da bu hataya karıştığını üzülerek görüyoruz. Zaman zaman bazı meslektaşlarımızın internet üzerinden yaptığımız arama sonuçlarında “Mal Rejimi Sözleşmesi” yerine “Evlilik Sözleşmesi” terimini kullandıklarına şahit oluyoruz.

Bu çok ciddi bir hata.

Mülkiyet Rejimi sözleşmesi ile Evlilik Sözleşmesi birbirinden çok farklı kavramlardır ve Evlilik Sözleşmesi Yasal Düzenimize aykırı bir düzenlemedir. Ancak Mal Rejimi Sözleşmesi, hukuk sistemimiz tarafından korunan ve usul ve esasları ayrıntılı olarak düzenlenen sözleşmelerden oluşmaktadır.

Ayrıca kanunda tanımlanan ve ilke ve usullere bağlı mülkiyet rejimlerinden biri de “Edinilmiş Mallara Katılım Rejimi” dir. Bu mülkiyet rejimi yasal mülkiyet rejimi olarak kabul edilmiştir. Başka bir deyişle, eşler evlenirken mülk rejimlerinden hangisini seçeceklerine dair bir açıklama yapmamışlarsa veya diğer mülk rejimleri ile ilgili bir sözleşme imzalamamışlarsa, o zaman yasaların gerektirdiği şekilde edinilen mülke katılım rejimine tabi tutulurlar.

Edinilen Mallara Katılım Rejimi için bir sözleşme düzenlemeye gerek yoktur.

Evlilik Sözleşmesi mi yoksa Mal Rejimi Sözleşmesi mi?

Bu bir “Emtia Rejimi Sözleşmesi” mi? “Evlilik Sözleşmesi” mi?
Hukuk teknik bir alandır. Bu nedenle, kendi teknikleri ve kavramları vardır. Bu kavramlar yerine farklı kavramların kullanılması ciddi ve fahiş bir hata oluşturmaktadır. Hemen hemen tüm yasal mevzuatlarda yer alan “tanımlayıcı hükümler” in amacı, uygulayıcıların ve vatandaşların mevzuatı tam olarak anlayabilmeleri ve tereddüt etmeden uygulayabilmeleri için kavramsal karışıklığı önlemektir.

Bu nedenle kavramların doğru ve uygun şekilde kullanılması zorunludur.

Örneğin dilekçenin sonuç kısmında tarafların ayrıldığına dair bir ifade yer alıyorsa hakim tarafların boşanmasına karar veremez. Ayrılık davası ayrı olduğu için boşanma davası ayrıdır. Belki günlük hayatta hukuk eğitimi almamış kişiler “Eşimden ayrıldım” dediklerinde boşandıklarını ifade etmeye çalışabilirler. Ancak ayrılık ve boşanma kavramları aynı şeyler olmadığı için birbirinin yerine kullanılması sonucu ciddi mağduriyetlere neden olabilirler.

Aynı şekilde “Davayı takip etmek istemiyorum”, “Davadan vazgeçiyorum”, “Davadan feragat ediyorum” gibi ifadelerin hepsinin farklı sonuçları olduğunu belirtmek isteriz.

Bu açıklamalardan sonra mal rejimi sözleşmesi, evliliğe ilişkin bir düzenleme değil, eşlerin evlilik süresince edinilen veya elde edilecek mal üzerindeki haklarını düzenlemektedir.

Örneğin, bir mal rejimi anlaşması ile boşanma durumunda çocukların velayetinin kime verileceği, birbirlerine veya çocuklara ne kadar nafaka verileceği veya tarafların birbirlerine ne kadar tazminat ödeyeceği dahil değildir. Mal Rejimi sözleşmesi ile sadece eşlerin evlilik tarihinden itibaren edindikleri taşınır ve taşınmaz malların durumu düzenlenir.

Resmi Gazete

Yine mal rejimi sözleşmesi, tarafların istedikleri tür ve şekilde düzenleyebilecekleri sözleşmelerden biri değildir. Sadece kanunda belirtilen tür ve formlarda düzenlenebilirler. Örneğin; Eşler ellerinde kalem ve kağıt tutarak böyle bir sözleşme yapamazlar.

Sonuç olarak: Kanunumuzda “evlilik sözleşmesi” şeklinde bir sözleşme türü yoktur ve buna evlilik sözleşmesi denilse bile yukarıda verdiğimiz şartlarla yapılan sözleşmeler kesinlikle hükümsüzdür. Diğer bir deyişle, hiçbir yasal sonuçları var.

Eşlerin evlilik tarihinden itibaren edindikleri mülkün statüsüne ilişkin olarak düzenlenecek sözleşmeler “evlilik sözleşmesi” değil, diğer yasal şartların da yerine getirilmesi şartıyla “Mülkiyet Rejimi Sözleşmesi” dir.

“Mal Rejimi Sözleşmesi” yerine “Evlilik Sözleşmesi” ifadesini kullanmak ciddi bir hatadır. Çünkü yasanın kendisi Mülkiyet Rejimi Anlaşmasını tanımladı ve adlandırdı.